Kategoriler
Genel

Bilim Astrolojiye Nasıl Bakıyor?


Bilim; bir yöntem yoluyla elde edilmiş bilginin doğruluğunu ispatlama sürecine denir. Bu bilgi belirli yöntem ve araçlarla doğruluğu sınanmış ve doğruluğu her yerde kanıtlanmış olması gereklidir. Bilim için gerçek bilgi budur. Astrolojide ise belirli bir sınama yoktur. Bilim ve astrolojinin en büyük çatışma noktası budur. Astrologların elde ettiği bilgilerinin bazılarının birbirleriyle çeliştiğini görmekteyiz.

Günlük burç yorumlarından yola çıkarak bu cümleyi örneklendirebiliriz. Astrologlar bu yorumları gök cisimlerinin gökyüzünde yer değiştirmesine bağlı olarak yapmaktadır. Bu nedenle her astroloğun yorumu da farklı olmaktadır. Bu verilen bilgilerin insanların hayatlarında ne derece doğru rol oynadığının bir istatistiği yoktur.

Astrologlar gök olaylarını gözlemleyerek bu gözlemlerden yola çıkarak bilgiler vermektedir. Yani bu astrologların söylediği bilgi hem doğru olabilir hem de yanlış. Bu verilen bilginin doğru olup olmadığı kanıtlanmamaktadır. İşte bilimde astrolojiyi bu nedenle bilim olarak kabul etmiyor. Çünkü onun bilim tanımına ters geliyor. Ona göre verilen hipotez çeşitli yöntem ve araçlar kullanılarak bu bilginin ya çürütülmesi ya da onaylanması gerekiyor.

Bu yüzden bilim astrolojiyi dogmatik bilgi olarak görüyor. Bilime göre astrolojide yer alan burçların karakter tarifleri de yanlıştır. Çünkü burca verilen özellikler sadece o burcun insanına mensup olabilecek özellikler değildir. Bu karakter özellikleri herkeste vardır. Misalen bir burcun insanına cesurluk, bir burcun insanına ise merhametlilik atfedilirse ilk burcun insanı atılgan, ikinci burcun insanı da naif anlamına gelir.

Bu tür özellikler geneldir. İnsan hayatının bir anında atılgan, bir anında naif davranabilir. Bilim bu karakter tariflerinin bu yüzden yanlış olabileceğini anlatmaktadır. Bir dalın bilim dalı olabilmesi için verilerinin test edilebilme olanağının ve kesin sonuçlarının olması gereklidir. Astroloji ise bize kesin sonuçlar vermiyor.

Bu yüzden bilim astrolojiye sahte bilim gözüyle bakıyor. Çünkü astrologların ortaya attığı iddiaların doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir bilgiler olmadığını bu yüzden insanları kandırdığını savunuyor.

Astrolojinin Popüler Olmasının Arkasındaki Bilimsel Gerçek

Bu olay 1940’lı yıllarda geçmektedir. Bir psikolog olan B. R. Forer astrolojinin insanlara yaydığı sözlerinin neden büyük kitleler tarafından benimsediğini araştırmak istemektedir. O yılların ünlü sanatçısı P. T. Barnum’un “Herkese uyan bir şeylerimiz var” sözü onu bazı farkındalıklara itti ve araştırmaya başladı.

Daha sonra fark etti, her burcun yorumu o kadar genişti ki kim okusa üzerine alınabilecek yapıdaydı. Yani ortada burca özel yorumlar yoktu ve herhangi bir burcun yorumunu herhangi bir insana okusa kendi özel yorumu sanacaktı. Bu olaya Forer Etkisi ya da Barnum Etkisi adını verdiler.

Örnek Olaylarla Astrolojinin Bilim Olamayacağının Kanıtı

İlk örnek bilim adı altında ama bilim olmayan alanların oyunlarını ortaya çıkaran bir araştırmacı James Randi ile başlıyor. Randi bir gün sınıflardan birine girer ve kendini astrolog olarak tanıtır. Önce sınıftakilerin doğum tarihlerini öğrenir ve onların burçlarına uygun olarak fallarının yazılı olarak bulunduğu kağıtları dağıtır.

Öğrenciler falları okuduktan sonra sınıfın tepkisini merak eder ve sorar. Herkes bu fal tam beni anlatıyor bu fal çok doğru şeklinde yorum yapar daha sonra Randi herkese aynı falı dağıttığını açıklar. Randi burada bu küçük gösterisiyle astrolojinin bir kurmaca olduğunu kanıtlamıştır.

Fransa’da gerçekleştirilen bir çalışma ise şöyledir: Astrologlar gezegeni Mars olan burcun insanlarının asker olabileceğini gezegeni Venüs olan burcun insanlarının da sanatçı olabileceğini söylediler.Araştırma 25.000 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Askerlerin ve sanatçıların burçları baz alınarak istatistik oluşturuldu. Fakat ne sanatçılarda ne de askerlerde böyle bir duruma rastlanmadı. Böylece astrologların bu iddiası çürümüş oldu.

Aynı psikolog bu seferde sadece astrologlara yönelik bir çalışma başlattı. Bu çalışmada on vatandaşın ve on katilin doğum bilgilerini vererek astrologlardan hangilerinin katil olabileceğini bulmalarını istedi. Fakat astrologlar bulamadı. Böylece bir kere daha çürütmüş oldu.

Daha sonra aynı çalışma Paul Thagard tarafından tekrar uygulandı. Astrologlar bunda da başarılı olamadılar.

Manchaster Üniversitesinin yaptığı bir deneyde ise 10 milyon
çiftin katılımıyla çiftlerin iyi evlilik ve burç benzerliği arasında paralel
bir ilişki kurarak istatistik elde etmeye çalıştılar. Çıkan sonuç burçtaş olan
çiftlerin diğer çiftlere göre herhangi bir üstünlüğü sağlayamadığı oldu.

2003’te 1000 tane vatandaş ve 700 astroloğun katıldığı adına Çifte Kör Deneyi adını verdikleri bir deney gerçekleştirdiler.

Bu deneyde 1000 katılımcının karakter analizi yapılarak
astrologlara sunulup bu analizleri burçlarla eşleştirilmesi istenmiştir. Sonuç
ise çok kötüdür. Ayrıca bu deney 1985”te Shawn Carlson tarafından da
gerçekleştirilmiş sonuç ise aynıdır.

Böylece bilim astrolojinin kendisinden olmadığını kendi yöntem ve araçlarıyla ispatlamış oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir