Kategoriler
Genel

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens


2015 yılında Türkçeye çevirilen ve uzunca bir süre hakettiği şekilde çok satanlar listesinde yerini bırakmayan Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, olduğu noktayı en çok hakeden kitaplardan birisi oldu benim gözümde. Kitabın yazarı olan İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari bilgi deposu olan bir kitap hazırlamış. Kitabın ismindende belli olacağı üzere ana konusu evrim. O yüzden kitabı okumak isteyenlere tavsiyem: başlamadan önce dinlerle alakalı tabularını bir yana bırakmaları yönünde olacak. Müslümanlara ve Hristiyanlara oldukça fazla gönderme içeriyor.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens İçeriği

Kitapta geçmişten günümüze çoğu önemli detaya rastlıyoruz. Homo Sapiens(insanlar) nasıl hayatta kalmayı başardı? Neandartellere ne oldu? O kadar element arasından altın neden bu kadar önemli? Homo Sapiens bir katil ırk mı? Medeniyetler nasıl ortaya çıktı? Gibi merak edilen soruların yanıtlarını sade ve anlaşılabilir biçimde öğreniyoruz. Kitabın en güzel yanıda sade ve anlaşılabilir olması. Okumak için herhangi bir biyoloji veya evrim bilgisine ihtiyaç duymuyoruz.

Kitap 412 sayfa ve içeriğinin aşırı dolu olduğunu söyleyebilirim. Özellikle bazı kısımları okuduktan sonra olaylara karşı bakış açında değişiklik olacağından eminim. Yazarın ilk yazdığı kitap olmasına rağmen bu kadar sade ve anlaşılabilir olması da hayranlık duyulası cinsten. Kitabın içerdiği bilgi miktarı olarak kitap bittiğinde insanlık tarihi hakkında doyurucu bir bilgiye sahip oluyoruz.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens Kitap Yorumum

Birçok inceleme sitesi Sapiens kitabının bir süre sonra objektifliği kaybettiğini yazmış. Aslında bu konuda bende aynı şeyi düşünüyorum. Yazar ilk 100-150 sayfadan sonra ara ara kısımlarda kendi fikirlerini empoze etmeye çalışmış. Örneğin yazar dinler konusunda Müslümanlık ve Hristiyanlık başta olmak üzere tüm dinlere göndermeler yaparken Musevilik yani Yahudilikle alakalı hiçbir göndermeye rastlamak mümkün değil.(yazar İsrailli) Bu yüzden biraz kitaptan soğusam da kitaptaki bilgi birikimi de hiç yabana atılır cinsten değil. O yüzden birisi tarih ve bilimle alakalı kitap önerisi istediğinde Sapiens ilk önerdiğim kitaplar arasında yer alıyor.

Yazarın bir diğer kitabı ise Sapiens’in devamı niteliğinde olan Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi. En yakın zamanda yazarın sadeliği, anlaşılabilirliği ve bilgi seviyesinden dolayı devam kitabını da okumayı düşünüyorum. Aşırı beğendiğim bir kitap olduğunda yazarının bütün kitaplarını okumak gibi bir huyum var 🙂

Eğer okuyup/okumama arasında kaldıysan ve bu yazıyı okuyorsan Sapiens’i okumanı kesinlikle tavsiye ederim. Okuyan kişiye çok fazla şey katacağından eminim.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens Alıntılar

Apollo 11 astronotlari Ay’a seyahat etmeden önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’ a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğa ev sahipliği yapıyordu. Bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır: 
Birgün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay’a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır,sonra astronotlarin kendisine bir iyilik yapmasını ister. 
Astronotlar “Ne istiyorsunuz” diye sorar. 
Yaşlı adam, “Kabilemdeki insanlar Ay’da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.” 
Astronotlar “Mesaj nedir?” diye sorar. 
Adam kendi dilinde bişeyler mırıldanir ve sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler. 
Astronotlar “Bu ne demek?” diye sorar. 
Adam “bunu size söyleyemem. Sadece kabilem ile ay ruhlarının bileceği bir sır,” der. 
Üsse geri döndükten sonra astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulur ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalar ile gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotlarin dikkatle ezberledikleri sözlerin “Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınizi çalmaya geldiler.” olduğunu söyler.

sayfa 283

Bugün bile insanlar arasındaki iletişimin büyük bölümü, ister e-posta ister telefon konuşması veya gazete sütunları olsun, dedikodudan oluşur…Yoksa siz tarih profesörlerinin öğlen yemeğinde Birinci Dünya Savaşı’nın sebeplerini tartıştığını veya nükleer fizikçilerin akademik konferansların kahve molasında zerreciklerden bahsettiklerini mi düşünüyorsunuz?

sayfa 36

Avcı toplayıcılık devrinden beri insan beyninin küçüldüğüne dair kanıtlar var. O dönemde hayatta kalabilmek, herkesin muhteşem zihinsel becerilere sahip olmasını gerektirirdi. Tarım ve sanayi ortaya çıkınca, insanlar hayatta kalabilmek için giderek diğer insanların becerilerine daha fazla güvendiler ve “embesiller için yeni fırsatlar” ortaya çıktı.

sayfa 52

Biz buğdayı evcilleştirmedik, buğday bizi evcilleştirdi. Evcilleştirilmek (domestikasyon) Latincedeki domus (ev) kelimesinden türemiştir. Evde yaşayan ise buğday değil, Sapiens’tir.

sayfa 93

Giderek daha fazla sayıda akademisyen, kültürü bir zihinsel enfeksiyon veya parazit gibi değerlendirerek, insanları da bu parazitlerin yaşadığı konaklar olarak tanımlıyorlar.

sayfa 242

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir